Mersin Boşanma Avukatı

Vergi, kamu giderlerini karşılamak amacıyla kanunlarla gerçek ve tüzel kişilere yüklenen karşılıksız bir yükümlülüktür. Vergi kanunlarından kaynaklanan bir borç ilişkisi olup, borçlusu vergi yükümlüsü, alacaklısı da Devlet’tir. Görüldüğü gibi, vergi bir kamu tüzel kişisi olan devletin egemenlik hakkı nedeniyle tek taraflı iradesine dayanan bir parasal yükümlülüktür. Devlet açısından bir kamu alacağı, vergi yükümlüsü tarafından ise, kamusal bir borç niteliği taşımaktadır. Üzerine vergi konulan, doğrudan veya dolaylı biçimde verginin kaynağını oluşturan mal, taşınır değer, sermaye, işlem gibi iktisadi unsurlardır.

VERGİNİN KONUSU, VERGİYİ DOĞURAN OLAY, VERGİ MÜKELLEFİ

Verginin konusu gelir, servet ve tüketimdir.

Vergiyi doğuran olay Vergi Usul Kanununun 19 uncu maddesine göre “Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.” Yani “ne zaman vergilendireceğiz?” sorusunun cevabıdır.

Vergi mükellefi, vergiyi doğuran olayı gerçekleştiren ve bu suretle üzerine düşen vergi borcunu ödemekle yükümlü olan gerçek veya tüzel kişidir.

Başlıca vergi çeşitleri;

  • Gelir Vergisi
  • Kurumlar Vergisi
  • Katma Değer Vergisi (KDV)
  • Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)
  • Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV)
  • Damga Vergisi
  • Emlak Vergisi

GELİR VERGİSİ

Gelir Vergisi Kanunu yedi gelir unsurundan elde edilen gelirleri vergilendiriyor: ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları, diğer kazanç ve iratlar.

Gerçek kişilerin elde ettiği gelirlerdir. Gelir vergisinde verginin konusunu ticari kazanç, zirai kazanç, serbest meslek kazancı, ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlar biçiminde çeşitli kazanç veya iratlar biçiminde yedi kalem gelir türü oluşturur. Kazanç kişinin üretim faaliyetine doğrudan doğruya ve bizzat katılımda bulunmak neticesinde elde ettiği gelirlere verilen addır. İrat ise kişinin üretim sürecine doğrudan doğruya değil fakat sahip olunan ekonomik değerlerin bedel karşılığında başkalarının kullanımına bırakılması ve bu değerlerin bu kişiler tarafından üretim faaliyetinde kullanılması suretiyle dolaylı yoldan katılması sonucunda elde edilen gelirlerdir.

Gelir vergisinde iki tür yükümlülük çeşidi bulunmaktadır: tam yükümlülük, dar yükümlülük. Bu ayrım gelirin yükümlüler ve yer itibariyle kapsamını belirlemek amacı iledir. Türk vatandaşlarının veya Türkiye’de yerleşmiş kişilerin Türkiye içinde veya Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratları vardır. Yabancı uyruklu kişiler veya Türkiye’de yerleşmemiş olan kişiler de Türkiye’deki ekonomik ve ticari faaliyetleri gelir elde edebilir.

Tam yükümlülük kapsamında olan kişiler, Türkiye içinde ve Türkiye dışında elde ettikleri gelirin tamamı üzerinden Türkiye’de vergiye tabi tutulurlar.

Dar yükümlüler, sadece Türkiye’de elde ettikleri gelir üzerinden Türkiye’de vergilendirilirler; bu kişilerin Türkiye dışında elde ettikleri gelir vergilendirme kapsamı dışındadır.

Gelir vergisinde vergiyi doğuran olay, GVK m. 1’de, geliri bir gerçek kişinin bir takvim yılı içerisinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak tanımlarken bu vergide vergiyi doğuran olay unsurunu “elde etme” kavramına bağlamaktadır. GVK, ticari ve zirai kazançlarda alacak hakkının doğması (tahakkuku) esasını kabul etmektedir. Diğer gelir türleri için ilke olarak edim (tahsil) esası öngörülmüş bulunmaktadır. Ancak ücretler, menkul sermaye iratları gibi bazı gelir türlerinde, edimin fiilen gerçekleşmediği durularda, hakkın talep edilebilir hale gelmesi aşamasını elde etme bakımından yeterli sayabiliriz.

KURUMLAR VERGİSİ

Kurumlar Vergisi Kanunun (KVK) 1. Maddesindeki tanıma göre Kurumlar Vergisinin konusu kurum kazançlarıdır. Kurum kazancı, gelir vergisi konusuna giren gelir unsurlarından oluşur. Gelir vergisi ile kurumlar vergisi arasında verginin konusu yönünden tam olarak bir aynılık, özdeşlik söz konusudur. Gelir vergisinin konusunu oluşturan kazanç ve iratlar, kurumlar vergisini yükümlüleri tarafından elde edildiğinde kurum kazancı niteliğini kazanmaktadır.

Kurumlar vergisinde vergiyi doğuran olay, gelir vergisinde olduğu gibi gelirin, kurum kazancının elde edilmesidir. Kurum kazancının saptanmasında GVK’nın ticari kazanca ilişkin hükümleri uygulandığından gelirin alacak olarak doğmuş olması (tahakkuk) elde etme yönünden gerekli ve yeterli bir koşul olarak aranması gerekir.

Kurumlar vergisinin yükümlüleri, sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları.

KATMA DEĞER VERGİSİ

Katma Değer Vergisinin konusu, Türkiye’de ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetler çerçevesinde yapılan mal teslimleri, hizmet ifaları ile her türlü mal hizmet ithalatıdır.

Katma Değer Vergisinde vergiyi doğuran olay, verginin konusuna göre ayrı ayrı esaslara bağlanarak düzenlenmiştir. Mal teslimi veya hizmet ifası hallerinde olay, malın teslimi veya hizmetin yapılmasıdır.

Katma Değer Vergisinin mükellefi, KDVK m8’ e göre; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar, İthalatta mal ve hizmet ithal edenler, Transit taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanlar, PTT İşletme Genel Müdürlüğü ve radyo ve televizyon kurumları, Her türlü şans ve talih oyunlarını tertip edenler, 1 inci maddenin 3 üncü fıkrasının (c) bendine giren hallerde bunları tertipleyenler veya gösterenler, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenler, İsteğe bağlı mükellefiyette talepte bulunanlardır.

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ

Özel Tüketim Vergisinin Konusu, Özel Tüketim Vergisi Kanuna ekli; (I) sayılı listedeki malların ithalatçıları veya rafineriler dâhil imal edenler tarafından teslimi, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların ilk iktisabı, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanlar ile (III) ve (IV) sayılı listelerdeki malların ithalatı veya imal ya da inşa edenler tarafından teslimi, (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanların özel tüketim vergisi uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışı, Bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tâbidir. Kanuna ekli listelerde yer alan mallar Türk Gümrük Tarife Cetvelinde tanımlanan eşyalardır.

Özel Tüketim Vergisinde vergiyi doğuran olay; mal teslimi; ilk iktisap hallerinde ise malın teslimi ya da ilk iktisabıdır; malın tesliminden önce fatura ve benzeri belgelerin verilmesi halinde belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi vergiyi doğran olaydır.

Özel Tüketim Vergisinin mükellefi, Kanuna ekli; (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanları imal, inşa veya ithal edenler ile bu malların müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanlar için; motorlu araç ticareti yapanlar, kullanmak üzere ithal edenler veya müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenlerdir.

MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ

Motorlu Taşıtlar Vergisinin konusu, motorlu hava ve kara taşıtlarıdır. Karayolları Trafik Kanununa göre trafik şube veya bürolarına kayıt ve tescil edilmiş bulunan motorlu kara taşıtları, Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne kayıt ve tescil edilmiş olan uçak ve helikopterler, motorlu taşıtlar vergisine tabidir. Motorlu taşıt: Karada, havada insan, hayvan ve eşya taşımaya yarayan ve makine kuvvetiyle hareket eden taşıtlardır.

Motorlu taşıtlar vergisinde vergiyi doğuran olay, MTVK m. 7’ e göre; vergi yükümlülüğü motorlu taşıtların ilgili sicile kayıt ve tescili ile başlamaktadır. Bu bakımdan vergiyi doğuran olay ilgili sicile kayıt ve tescil işleminin yapılmasıdır.

Motorlu Taşıtlar Vergisinin mükellefi; trafik sicili ile Ulaştırma Bakanlığınca tutulan sivil hava vasıtaları sicilinde adlarına motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzelkişilerdir.

EMLAK VERGİSİ

Emlak vergisinin konusunu Türkiye’deki binalar, arazi ve arsalar oluşturur. Bina tabiri, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsar. Yüzer havuzlar, sair yüzer yapılar, çadırlar ve nakil vasıtalarına takılıp çekilebilen seyyar evler ve benzerleri bina sayılmaz. Belediye ve mücavir alan sınırı dışındaki binalar vergi konusu kapsamı dışındadır. Bu tanıma dâhil olan binalar, kural olarak kullanım biçimi, inşaat türü, inşaat sınıfı ne olursa olsun vergi kapsamındadır. Ancak bu üç unsur vergilendirme bakımından farklar yaratabilmektedir. Binaların mütemmimleri de bina ile vergilendirilmektedir. Binanın tamamlayıcısı olan arazi, avlu, bahçe, binanın mütemmimi sayılmaktadır. Ancak binadaki sabit üretim tesisatları vergi konusu dışıdır. Binanın vergi konusu olması için imar mevzuatına göre inşa edilme koşulu aranmaz. Bu bakımdan gecekondular da vergi kapsamındadır. Arazi vergisinin konusunu Türkiye’deki arazi ve arsalar oluşturur. Belediye ve mücavir alan dışındaki araziler, vergi konusunun kapsamı dışındadır.

Emlak vergisinde vergiyi doğuran olay malik olma, intifa hakkı tesisi ve bunun sürmesi, malik gibi tasarruf etme emlak vergisi bakımından vergiyi doğuran olayı meydana getirir.

Emlak vergisinin mükellefi, Türkiye’de bulunan bina, arazi ve arsaların malikleri, intifa hakkı sahipleri, her ikisi de bulunmadığı takdirde malik gibi tasarruf eden kişilerdir.

VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ

Veraset ve İntikal vergisinin konusu, ivazsız intikal eden değerlerdir. İvazsız yollardan intikal eden servet ya da servetin belirli unsurları veraset ve intikal vergisinin konusunu oluşturur.

Veraset ve intikal vergisini doğuran olay, ivazsız iktisaptır.

Veraset ve intikal vergisinin mükellefi, veraset tarikiyle veya ivazsız bir tarzda mal iktisabeden şahıstır. Amme İdareleri, emekli ve yardım sandıkları, sosyal sigorta kurumları, umumi menfaat hadim cemiyetler, siyasi partiler ve bunlara ait olan veya bunların aralarında kurdukları teşekküllerden Kurumlar Vergisine tabi olmayanlar; sayılanlar dışında kalan hükmi şahıslara ait olup umumun istifadesi için ilim, araştırma, kültür, sanat, sıhhat, eğitim, din, hayır, imar, spor gibi maksatlarla kurulan teşekküller; Yabancı Devletlerin Türkiye’de bulunan elçi, maslahatgüzar ve konsolosları (Fahri konsoloslar hariç) ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o Devletin tabiiyetinde bulunun memurları ve Türkiye’de resmi bir vazifeye memur edilenler ile bu sayılanların aileleri efradı (Mütekabiliyet şartıyla) (Türk tabiiyetinde bulunan şahıslardan veraset tarikiyle veya sair suretle mal iktisabedenlerse yukarda sayılanların dışında kalıp da Türkiye’de ikamet eden şahısların Türkiye’de bulunan mallarını veraset tarikıyla veya sair suretle iktisabedenler hariç).

Av. Halil BAKIRCI

Stj. Av. Mahmut KARADENİZ