Mersin Boşanma Avukatı

Ayıp, hem Türk Borçlar Kanunun 219. Maddesinde hem Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda hem de Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustur. Dolayısıyla “ayıp” geniş bir düzenlemeye sahiptir. Burada öncelikle ayıp hükümlerinin kime ve nasıl uygulanacağını tespit etmemiz lazımdır.

Sözleşmenin tarafı eğer tüketici ise TKHK’na bakmamız lazımdır.

Eğer taraflardan biri tacirse veya alıcı ve satıcı tacirse artık bu durumda TTK’na bakmamız lazımdır.

Taraflar tacir veya tüketici değilse o zaman genel hüküm niteliğindeki TBK’daki hükümleri uygularız.

Ayıptan doğan sorumluluk: Satıcının alıcıya karşı satılanda bildirdiği nitelikler ile satılanın kullanım amacı bakımından değerini veya ondan beklenen faydaları ortadan kaldıran veya azaltan niteliklerin bulunmamasından doğan sorumluluğudur.

Mesela satıcıdan bir mavi kalem aldığımız zaman bu maldan beklediğimiz: Mavi yazan, ince uçlu, tükenmez bir kalemdir. Bu özelliklerde bir hata olması durumunda satıcının ayıptan doğan sorumluluğu gündeme gelecektir.

Alıcıya bildirilen bütün nitelikler; gereksiz, önemsiz ya da niteliksiz olup olmadığı hesaba katılmaksızın ayıp kapsamında değerlendirilir. O halde ayıp; bizim bir maldan beklediğimiz fayda şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

 Örneğin: Alıcı bir kırmızı kazağının olmasını istiyordu ve satın aldı. Alıcı kırmızı kazağın etiketine baktığında 30 derecede, soğuk suda yıkayın, asarak kurutun gibi bazı talimatlar yazdığını görüp bu talimatları uyguladıktan sonra kazak “bebek kazağı” gibi olduysa bu durumda alıcı ayıp hükümlerine başvurabilmektedir.

Ya da satıcı alıcıya; kırmızı, %100 organik pamuktan bir kazak göndereceğini söyledi ama organik pamuk olmayan içeriğinde %90 organik pamuk, %10 polyester olan kazak gönderdi veya kırmızı değil de mavi kazak gönderdi. Burada alıcı ayıp hükümlerine başvurabilir.

Ayıp Türleri:

  1. Maddi ayıp: Maddi ayıp, malın şekil, renk, kimyasal, teknik, fiziksel varlık ve durumunu olumsuz etkileyen, ondan sapan ve onları bozan ayıptır. Maddi ayıp, bizim gözümüzle görebildiğimiz, kolayca tespit edebildiğimiz ve o malın görünen ya da kullanım özelliklerini etkileyen unsurların o maldaki eksikliğinden kaynaklanan hususlardır.
  2. Ekonomik ayıp: Satılan malın normal özellik ve niteliklerine göre getirmesi gereken verim ve gelirlerin getirilememesine ekonomik ayıp denir. Ekonomik ayıplar daha çok ticari satış nitelikli satışlarda karşımıza çıkmaktadır.
  3. Hukuki ayıp: Kamu hukukundan kaynaklanan sınırlamalar nedeniyle malın tam olarak kullanılamaması halidir. Satılan malın hukuki olarak yasa koyucu tarafından o malda bulunması gereken özellikler belirtilmiş olmasına rağmen o maldaki o niteliklerin bulunmaması hali hukuki ayıp olarak nitelendiriliyor.
  4. Bildirilen niteliklerdeki ayıp: Nitelik bildirimi, satıcının satılanı objektif olarak belirli niteliklere sahip olduğuna ilişkin ciddi ve bağlayıcı bilgi, düşünce açıklamasıdır.
  5. Bulunması gereken niteliklerdeki ayıp: Bulunması gereken nitelik, alıcının hatta herkesin, mahiyeti icabı malda, herhangi bir anlaşmaya gerek olmaksızın dürüstlük kuralına göre mevcut olması gereken, beklenen niteliklerdir. Tarafların satın aldıkları üründe dürüstlük kuralına göre ondan bekledikleri faydayı sağlayıp sağlayamamaları meselesidir.
  6. Açık (görünürdeki) ayıp: Açık ayıp, alıcının malı teslim aldığı anda tespit ettiği veya edebileceği bir ayıptır.
  7. Gizli ayıp: Satılanın gözden geçirildiği anda görülmeyip daha sonra, genellikle kullanılması sırasında ortaya çıkan ayıptır.
  8. Gizlenmiş ayıp: Satıcının; satılanın sahip olmadığı bir niteliği varmış gibi alıcıyı kandırarak yarattığı ayıpla alıcıya karşı mevcut aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ederek kasten gizlediği ayıptır.

 

Ayıptan Sorumluluğun Şartları:

  1. A) Ayıptan Sorumluluğun Maddi Şartları:

İlk olarak satıcı ile alıcı arasında geçerli olarak kurulmuş bir satış sözleşmesi olması gerekiyor. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mutlaka taraflar arasında malın teslimi ve bedel konusunda anlaşılmış olması gerekiyor.

1- Satılan şey ayıplı olmalıdır.

2- Alıcı bu ayıbı bilmemelidir.

3- Alıcı ayıplı malı kabul etmemelidir.

4- Ayıp, Hasarın alıcıya geçmesinden önce mevcut olmalıdır.

5- Sorumsuzluk anlaşması yapılmamış olmalıdır.

  1. B) Ayıptan Sorumluluğun Şekli Şartları:

TBK m. 223’e göre satıcının ayıptan sorumlu olabilmesi için sadece maddi şartların değil şekli şartların da gerçekleşmesi gerekir.

1- Satılanı Gözden Geçirme (muayene),

2- Ayıbı bildirme (ihbar)

3- Zamanaşımı süresine uyma yükü

TKHK’da kanun koyucu ayıbın bildirilmesi konusunda biraz daha TBK’daki düzenlemeden geniş bir düzenleme yapmıştır. Buradaki farklılık; alıcı durumundaki kişi olan tüketiciye, malın nasıl kullanılacağıyla ilgili mutlaka bilgi notunun ya da kullanma kılavuzunun da verilmesi gerektiğini düzenlemiştir. Bu şekilde kullanım kılavuzunda belirtilen  hususların malda bulunmaması veya malla ilgili herhangi bir sorun yaşanması halinde aynı şekilde bunun gözden geçirme yükümlülüğü kapsamında satıcıya, tüketici tarafından bildirilmesi gerektiğini de düzenlemiştir.

TKHK’da yer alan bir diğer düzenleme: Malı tüketici teslim aldığı andan itibaren yani zilyetlik kendisine geçtiği andan itibaren ilk 6 ay içerisinde ortaya çıkan ayıplar bakımından, tüketicinin artık bu ayıbı kendisinin yapmadığı ya da malı alırken de o ayıbın var olduğunu ispatlaması gibi bir zorunluluk ortadan kaldırılmıştır. Yani ben bir mal aldım elimde de fişim var. 6 ay içerisinde bir ayıp tespit ettim. 6 ay içerisinde tespit ettiğim ayıplardan dolayı satıcıya başvururken herhangi bir ispat aracı kullanmayacağım. Oysaki TBK’ya göre bir satış sözleşmesi yapıp ayıbı tespit etseydik, yani diyelim ki bir mal alıp ayıbı 3 ay sonra tespit ettik. Bu durumda alıcı, ayıbı satıcıya bildirirken “ben malı 3 ay önce teslim aldığımda da bu ayıp vardı ve ben bu malı kullanmadan herhangi bir şekilde bu ayıbı tespit etme imkanım yoktu” diyerek bunu ispatlamak zorundadır.

TKHK’da Ve TBK’da bildirim sürelerine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Aksine “uygun süre” içerisinde yani alıcının veya tüketicinin imkan bulduğu anda bunu karşı tarafa bildirmesi gerektiği düzenlenmiştir.

 

 

Av. Halil BAKIRCI

Bahadır İlbey Bozce (*)

 

 

 

 

 

*Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. Sınıf Öğrencisi