İNSAN ÜZERİNDE DENEY SUÇU:

Mersin Avukat Halil BAKIRCI

Adaletin İçin

İnsan üzerinde deney suçu Türk Ceza Kanun’da Vücut Dokulmazlığına karşı işlenen suçlar arasında yer almaktadır.

Suçun Cezası:

İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Suçun işlenmesi sonucunda mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde, kasten yaralama veya kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır

Burada  tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez. Açıklanan rızanın, denemenin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı olması ve tedavinin uzman hekim tarafından bir hastane ortamında yapılması gerekir.

 

İnsan Üzerinde Deney Suçundan Sorumluluk Doğmaması İçin:

İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için;

Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,

Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,

İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,

Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması,

Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,

Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,

Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması gerekir.

Çocuklar Üzerinde Bilimsel Deneylerde Sorumluluk Doğmaması İçin:

Çocuklar üzerinde bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için ikinci fıkrada aranan koşulların yanı sıra;

Yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların çocuklar üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,

Rıza açıklama yeteneğine sahip çocuğun kendi rızasının yanı sıra ana ve babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin de alınması,

Deneyle ilgili izin verecek yetkili kurullarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının bulunması gerekir.

 

İnsan Üzerinde Deney Suçu Avukatı:

Bu suçlarla alakalı olarak Mersin Avukat olarak Mersin Ceza Avukatı alanında hizmet veren ofisimiz sizin hak kaybına uğramamanız ve hakkınızın kaybolmaması için savunma makamı olarak sizi temsil etmektedir.

 

İLGİLİ YARGITAY KARARLARI:

  1. Ceza Dairesi         

 

2016/2463 E.  ,  2018/3153 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık ve insan üzerinde deney
HÜKÜM : Beraat

Nitelikli dolandırıcılık ve insan üzerinde deney suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 2013/216 esas numaralı birleşen dosyada açılan kamu davası yönünden savunması alınmamış ve bu dosyada anlatılan eylem bakımından sanık hakkında hüküm kurulmamış ise de zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Pratisyen hekim olarak muayenehane işleten sanığın; piyasadan ve yurtdışından getirteceği ilaçlarla immün sistemini güçlendirerek 4. evre kanser hastası olan katılan …’i iyileştireceği vaadinde bulunduğu ve bu kapsamda sanık üzerinde tamamıyla aydınlatılmış onam, bilimsel geçerlilik ve kanıt olmadan, tedavi amaçlı deneme yaptığı, ayrıca yurtdışından getirteceğini belirttiği ancak adını söylemediği ve reçetesini , faturasını sunmadığı, bilgi de vermediği bir takım ilaçlar için ve müştekide ölebileceği endişesi yaratıp içeriği belirsiz tedaviler için para alarak haksız menfaat temin ettiği ve atılı suçları işlediği iddia edilen olayda;
1)Sanık hakkında insan üzerinden deney suçundan beraate ilişkin hükmün incelenmesinde;
Sanığın savunmaları, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu, katılanların yapılacak tedaviden haberdar olmaları, oluş ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçun unsurları itibariyle oluşmaması nedeniyle mahkemece verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin beraat hükmünün kanuna aykırı olduğuna ve sanığın eyleminin suç teşkil ettiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraate ilişkin hükmün incelenmesinde;
Sanığın kullandığı ilaç ve tedavi yöntemleri ile ilgili herhangi bir kayıt tutmaması, bunlar hakkında hastaya detaylı ve yazılı bilgi vermemesi ve hastadan yazılı onam almaması, onkoloji alanında uzmanlığının bulunmaması, hastane ortamında işlem yapmaması, uyguladığı yöntemleri sağlıkçı olmayan çalışanı vasıtası ile uygulatması, hastaya hali hazırda devam eden tedavisini keserek kendisine gelmesini ve iyileştireceğini söylemesi, ölüm endişesi oluşturarak ne olduğunu söylemediği ilaçların bedellerini en başından alması, çekilen PET raporuna göre; hastanın hastalığının ilerlemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde ; sanığa iyileştirme vaadinde bulunup, sanık üzerinde ölüm endişesi oluşturarak ne oldukları konusunda tam ve yazılı bilgi de vermediği ilaçlar ve tedaviler için sanıktan haksız menfat temin ettiği anlaşıldığından eyleminin TCK’nın 158/1-i maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine atılı suçtan beraatine hükmedilmesi ,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.