GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇU

Mersin Avukat Halil BAKIRCI

Adaletin İçin

Göçmen kaçakçılığı suçu son zamanlarda ülkemizde mültecilerin de yaygınlaşmasıyla sıklıkla görülen durumlardan biri haline gelmiştir. Bu nedenle özellikle bu konu üzerinden çok fazla sayıda cezası açılmaktadır.

 

Göçmen Kaçakçılığının Oluşması İçin:

Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;

Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,

Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan kişi olmak gerekmektedir.

 

Görevli Mahkeme:

Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

 

Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Cezası :

Üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

 

Cezanın Arttırıcı Nedenleri:

Suçun, mağdurların;

Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,

Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,

hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.

Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

 

Göçmen Kaçakçılığı Suçunun Teşebbüs Aşamasında Kalması:

Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

 

MERSİN CEZA HUKUKU OFİSİ:

Göçmen kaçakçılığı başta olmak üzere bütün ceza alanlarında hizmet veren ofisimiz mersin ceza avukatı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Mersin’in en iyi ceza avukatı sizin güvendiğiniz avukattır.

 

 

İLGİLİ YARGITAY KARARLARI :

  1. Ceza Dairesi         2016/17002 E.  ,  2018/16803 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Göçmen kaçakçılığı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Yerel Mahkemece sanık … hakkında 19/07/2010 tarihli olay, sanık … hakkında 05/08/2010 tarihli olay, sanık … hakkında 30/07/2010 tarihli olay hakkında göçmen kaçakçılığı suçu yönünden bir hüküm kurulmamış ise de, zamanaşımına kadar hüküm kurulabileceği değerlendirilerek, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanıklar … ve …’a ek savunma hakkı verilmeden, göçmen kaçakçılığı suçundan 2’şer kez cezalandırılmalarına karar verilmek suretiyle CMK’nın 226/2. maddesine aykırı davranılması,
2) Telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin Mahkeme kararlarının aslı ya da onaylı suretlerinin dosya içerisinde bulunmaması,
3) Sanık …’ın kovuşturma aşamasında alınan savunmasında konuyla hiçbir alakası olmadığına ve telefon konuşmalarının kendisine ait olmadığına dair savunması, dosya içerisindeki 30/07/2010 tarihinde saat 15:00’da tanzim edilen olay, yakalama ve geçici el koyma tutanağı ile 30/07/2010 tarihli kolluk beyanında tespit edilen …’a ait kimlik bilgilerinin 30/07/2010 tarihli göçmen kaçakçılığı eylemi nedeniyle Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/818 Esas sayılı dosyasında ve aynı eylemden Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/407 Esas sayılı dosyalarında yargılanan kişi ile uyumlu olup sanık … ile sadece ad/soyad benzerliğinin olduğunun anlaşılması karşısında; bahse konu dosyalar incelenerek çelişkinin giderilmesi ve sanık …’a yüklenen 06/07/2010 tarihli göçmen kaçakçılığı eylemi yönünden ise, sanığın ses örneğinin alınması ve kayıtların sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hükümler kurulması,
4) Dosya kapsamında sanık … hakkında 30/09/2010 tarihli göçmen kaçakçılığı eylemi yönünden Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/818 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı anlaşılmakla, anılan dava dosyasının akıbeti araştırılarak aynı olaya ilişkin olup olmadığı belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
5) TCK’nın 220. maddesinde tanımlanan “örgütün” varlığının kabul edilebilmesi için, hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket etmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, “devamlılık” göstermesi gerekir.
Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek amacı için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir. Ancak, amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığından, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün varlığı için, amaç suçları işleme zorunluluğu olmadığı da dikkate alındığında, devamlılığın belirlenmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar …, …, …, …, … arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişki saptanamadığından, sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve sanıklar …, …, …, … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarının unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeyerek sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verilmesi,
6) Kabule göre ise;
a) Yukarıdaki bozma nedenine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan sanık … ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan sanıklar …, …, …, … haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerinin, suçun sabit olmadığı gerekçesiyle bozulmuş olması karşısında, sanıklara yüklenen göçmenkaçakçılığı eylemlerinin örgüt faaliyeti kapsamında işlenmediği sonucuna varıldığından, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan tayin olunan temel cezalarda, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi nedeniyle hüküm tarihi itibariyle TCK’nın 79/3. maddesi uyarınca artırım yapılmasının mümkün olmaması,
b) 02/05/2010 tarihli olayda sanık … hakkında, 06/07/2010 tarihli olayda sanıklar … ve … hakkında, 08/07/2010 tarihli olayda sanıklar …, … ve … hakkında, 30/07/2010 tarihli olaylarda sanıklar … ve … hakkında, 12/09/2010 tarihli olayda sanıklar … ve … hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan temel cezanın belirlenmesinde, suçun işleniş biçimi, failin kasta dayalı kusurunun yoğunluğu, olayın meydana geliş şekliyle göçmen sayısı dikkate alınarak teşdiden uygulama yapılması gerekirken alt hadden ceza tayin edilmesi,
c) 30/07/2010 tarihli saat 15:00’da tanzim edilen olay, yakalama ve geçici el koyma tutanağında 64 LC 336 plakalı kamyonetin içerisinde koltukların olmadığının, yük taşıma aracı olarak kullanılabileceğinin, insan taşımak için kullanılamayacağının, camsız ve kapalı kasa olmasından dolayı insan taşımaya elverişli olmadığının ve 30/07/2010 tarihli saat17:30 da tanzim edilen olay yakalama geçici el koyma ve teslim tutanağında 22 LY 323 plakalı aracın kapalı kasa olduğunun, koltuk, cam ve havalandırma bulunmadığının, kapıların ise kilitli vaziyette havasız bir ortamda hava sıcaklığı da dikkate alındığında insan sağlığını tehdit edecek durumda olduğunun, yolcu taşımaya elverişli olmadığı halde küçük yaşta çocukların da bulunduğunun tespit edilmiş olması karşısında; somut olaya göre araçların taşıma kapasiteleri ve elverişliliği, göçmenlerin yolculuk süreleri ve göçmen sayısı gibi hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılarak TCK’nın 79/2. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Sanık … hakkında 26/07/2010 tarihli göçmen kaçakçılığı suçundan hükmolunan 5 gün adli para cezasının hesap hatası sonucu 100 TL yerine, 80 TL olarak uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
e) TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda uygulanması zorunluluğu,
Kanuna aykırı ve sanıklar …, …, …, …,…, sanıklar …, …, …, … müdafileri, sanık … ve müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.